İtirazın iptali davası, ilamsız icra takibine borçlunun itiraz etmesi üzerine duran takibin devam edebilmesi için alacaklının açtığı davadır; dayanağı İcra ve İflas Kanunu m. 67‘dir. Dava icra mahkemesinde değil genel mahkemelerde görülür ve sonunda verilen hüküm, alacağın varlığı bakımından kesin hüküm etkisi doğurur.
Çıkış noktası şudur: borçlu ödeme emrine süresi içinde itiraz ettiğinde takip kendiliğinden durur (İİK m. 66). Alacaklının önünde iki yol vardır: elinde İİK m. 68’de sayılan belgelerden biri varsa icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını ister, yoksa genel mahkemede itirazın iptali davası açar. İtirazın hangi sürede ve nasıl yapılacağı ayrı bir konudur; ayrıntısı için ödeme emrine itiraz süresi ve usulü yazımıza bakabilirsiniz.
Aşağıda bir yıllık sürenin ne zaman işlemeye başladığını, alacağın türüne göre görevli mahkemeyi, arabuluculuğun hangi hâllerde dava şartı sayıldığını, icra inkâr tazminatının koşullarını ve dava sonuçlandığında takibin ne olacağını bulacaksınız.
Kısa cevap: İtirazın iptali davası, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıl içinde açılır (İİK m. 67/1) ve bu süre hak düşürücüdür. Dava, alacağın türüne göre asliye hukuk, asliye ticaret, sulh hukuk, tüketici veya iş mahkemesinde görülür. Arabuluculuk her alacakta değil; ticari, işçilik, tüketici ve kira uyuşmazlıklarında dava şartıdır.
İtirazın İptali Davası Nedir? (İİK m. 67)
İtirazın iptali davası, borçlunun ödeme emrine yaptığı itirazın haksızlığının tespitiyle ortadan kaldırılması ve duran takibin kaldığı yerden sürdürülmesi amacıyla açılan bir alacak davasıdır. Kanunun ifadesiyle alacaklı, “itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir” (İcra ve İflas Kanunu m. 67/1).
Dava neden açılır: duran takibin devamı ve alacağın ispatı
İtiraz, ilamsız takibin motorunu durdurur. Alacaklı iki sonucu birden arar: alacağının var olduğunun mahkemece saptanması ve durmuş takibin yeniden işler hâle gelmesi. Bu dava ikisini tek yargılamada birleştirir.
Hukuki niteliği: eda davası ve kesin hüküm etkisi
İtirazın iptali davası bir icra hukuku talebi değil, genel mahkemede yürüyen tam bir yargılamadır. Taraflar her türlü delili ileri sürebilir, tanık dinletebilir, bilirkişi incelemesi yaptırabilir. Sonuç olarak hüküm, maddi anlamda kesin hüküm oluşturur: aynı alacak aynı taraflar arasında yeniden tartışılamaz.
Kimler taraf olur?
Davacı, takip talebine itiraz edilen alacaklıdır; davalı ise itiraz eden borçludur. Birden fazla borçlu varsa dava yalnızca itiraz edenlere yöneltilir, çünkü itiraz etmeyen borçlu bakımından takip zaten kesinleşmiştir. Konunun genel çerçevesi için icra ve iflas hukuku alanındaki çalışmalarımız sayfasına bakabilirsiniz.
İtirazın İptali Davası Açma Süresi: 1 Yıl
İİK m. 67/1 tek bir süre öngörür: bir sene. Bu sürenin ne zaman başladığı en sık karıştırılan noktadır.
Süre ne zaman başlar? İtirazın alacaklıya tebliği
Süre; takip talebi tarihinden, ödeme emrinin tebliği tarihinden veya borçlunun icra dairesine itiraz ettiği tarihten değil, itirazın alacaklıya tebliğ edildiği tarihten işlemeye başlar. Borçlu itirazını bildirdiğinde takip durur ve icra dairesi durumu alacaklıya tebliğ eder (İİK m. 62/2); tebligatın hangi gün yapıldığı dosyadan kontrol edilmelidir.
Bu süre hak düşürücüdür
Bir yıllık süre zamanaşımı değil, hak düşürücü süredir: taraflar ileri sürmese bile mahkeme süreyi kendiliğinden (resen) gözetir, süre kesilmez ve uzatılmaz. Sürenin geçtiği anlaşılırsa dava esasa girilmeden reddedilir.
Süre kaçırılırsa ne olur?
İİK m. 67’nin ilgili fıkrası açıktır: “Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır.” Alacak hakkı sona ermez; genel hükümlere göre ayrı bir alacak davası açılabilir. Ancak duran takip bu davayla canlanmaz ve bu yolda icra inkâr tazminatı istenemez.
Arabuluculuk başvurusu bir yıllık süreyi durdurur mu?
Evet. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu m. 18/A(15) uyarınca “arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez.” Dava şartı arabuluculuğa tabi bir alacakta arabulucuya gidilen günler, İİK m. 67/1’deki bir yıla eklenmez. Koruma yalnızca başvuru ile son tutanak arasındaki dilimi kapsar.
Dikkat: Sürenin kaçırılması, alacağın esasını tartışma imkânını değil, o takip dosyası üzerinden tahsil imkânını ortadan kaldırır. İtirazın tebliğ tarihi ile arabuluculuk son tutanağının tarihi baştan not edilmelidir.
İtirazın İptali Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme
“Bu dava icra mahkemesinde mi açılır” sorusunun cevabı hayırdır. İtirazın iptali davası genel mahkemelerde görülür; hangi genel mahkemenin görevli olduğu alacağın kaynağına göre değişir.
Görevli mahkeme alacağın türüne göre değişir
Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 2 uyarınca malvarlığı haklarına ilişkin davalarda, aksine düzenleme yoksa asliye hukuk mahkemesi görevlidir. “Aksine düzenleme” burada belirleyicidir: kira, ticari iş, tüketici işlemi ve işçilik alacaklarında özel görev kuralları devreye girer.
| Alacağın kaynağı | Görevli mahkeme | Dayanak |
|---|---|---|
| Adi (genel) alacak — ödünç, hizmet bedeli, senetsiz alacak | Asliye hukuk mahkemesi | HMK m. 2 |
| Ticari dava niteliğindeki alacak | Asliye ticaret mahkemesi | TTK m. 4 ve m. 5 |
| Kira ilişkisinden doğan alacak | Sulh hukuk mahkemesi | HMK m. 4/1-a |
| Tüketici işleminden doğan alacak | Tüketici mahkemesi | TKHK m. 73/1 |
| İşçilik alacağı (kıdem, ihbar, fazla mesai vb.) | İş mahkemesi | 7036 s. K. m. 5 |
Kira alacaklarında sulh hukukun görevi HMK m. 4/1-a’da “kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar” biçiminde yazılıdır; ilamsız icra yoluyla tahliye hükümleri bunun dışındadır. Kira bedelinin belirlenmesi için kira artış oranı ve TBK m. 344 yazımıza, genel çerçeve için kira hukuku uyuşmazlıkları sayfamıza bakabilirsiniz.
Yetkili mahkeme: kural davalının yerleşim yeri
Yetkide genel kural HMK m. 6’dır: dava, davalının davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesinde açılır. Alacak bir sözleşmeden doğuyorsa HMK m. 10 uyarınca sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi de yetkilidir. İşçilik alacaklarında ayrıca işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesi yetkilidir (7036 s. K. m. 6) ve bu hükme aykırı yetki sözleşmeleri geçersizdir.
Sık yapılan hata: icra dairesinin yeri yetkiyi belirlemez
Takibin başlatıldığı icra dairesinin bulunduğu yer, bu davanın yetkili mahkemesini kendiliğinden belirlemez. Ayrım kanun metninden görülebilir: kanun koyucu, menfi tespit ve istirdat davaları için İİK m. 72’nin son fıkrasında “takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesi” seçeneğini açıkça tanımışken, itirazın iptali davası için böyle bir yetki kuralı öngörmemiştir.
Yargılama usulü
Kural yazılı yargılama usulüdür. Sulh hukukun görevine giren davalar ile hizmet ilişkisinden doğan davalarda basit yargılama usulü uygulanır (HMK m. 316/1-a ve d); iş mahkemelerinde bu usul ayrıca 7036 s. K. m. 7/1’de düzenlenmiştir. Tüketici mahkemesindeki davalar da HMK’nın basit yargılama usulüne ilişkin Altıncı Kısım hükümlerine tabidir (TKHK m. 73/4).
İtirazın İptali Davasında Arabuluculuk Zorunlu mu?
Bu sorunun tek cümlelik cevabı yoktur. Arabuluculuğun dava şartı olup olmadığı, alacağın hangi hukuki ilişkiden doğduğuna bağlıdır: dört ayrı kanun dört ayrı kapı açar, alacak bunların hiçbirine girmiyorsa arabuluculuk zorunlu değildir.
Ticari alacaklarda: TTK m. 5/A
Türk Ticaret Kanunu m. 5/A, ticari davalardan “konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında” dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasını dava şartı sayar. “İtirazın iptali” ibaresi maddeye baştan yazılmış değildir: fıkra, 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun’un 31. maddesiyle değiştirilerek bu davalar açıkça kapsama alınmıştır; değişiklik 1/9/2023’te yürürlüğe girmiştir. Arabulucu başvuruyu, görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır; zorunlu hâllerde en fazla iki hafta uzatabilir (TTK m. 5/A(2)).
İşçilik alacaklarında: 7036 sayılı Kanun m. 3
İş Mahkemeleri Kanunu m. 3/1’in ilk cümlesi, kanuna veya iş sözleşmesine dayanan işçi ve işveren alacaklarında arabuluculuğu dava şartı sayar. Aynı fıkraya 7445 sayılı Kanun m. 41 ile eklenen ikinci cümle konuyu netleştirmiştir: “Bu alacak ve tazminatla ilgili itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları hakkında birinci cümle hükmü uygulanır.” Dolayısıyla kıdem tazminatı şartları kapsamındaki bir alacak ya da fazla mesai alacağı için başlatılan takipte açılacak dava da arabuluculuğa tabidir; aynı şart işe iade davasında arabuluculuk dava şartı bakımından da geçerlidir.
Önemli istisna: 7036 s. K. m. 3/3 uyarınca iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat ile bunlarla ilgili tespit, itiraz ve rücu davaları hakkında dava şartı arabuluculuk uygulanmaz.
Tüketici uyuşmazlıklarında: TKHK m. 73/A
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 73/A, tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda arabuluculuğu dava şartı sayar. Maddede beş istisna vardır; başlıcaları tüketici hakem heyetinin görev kapsamındaki uyuşmazlıklar, hakem heyeti kararlarına itirazlar ve taşınmazın aynından doğan uyuşmazlıklardır.
Kira, kat mülkiyeti ve komşuluk uyuşmazlıklarında: HUAK m. 18/B
7445 sayılı Kanun m. 37 ile eklenen HUAK m. 18/B; kira ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıkları, ortaklığın giderilmesini, Kat Mülkiyeti Kanunu’ndan ve komşu hakkından doğan uyuşmazlıkları dava şartı arabuluculuk kapsamına almıştır. İlamsız icra yoluyla tahliye hükümleri bu kapsamın dışındadır. Kira alacağı için başlatılan takipte açılacak itirazın iptali davası, kira ilişkisinden kaynaklandığı için bu hükmün alanına girer.
Adi alacaklarda durum ve dava şartı atlanırsa sonuç
Yukarıdaki dört başlığa girmeyen adi alacaklarda arabuluculuk zorunlu değildir; taraflar dilerse ihtiyari arabuluculuğa başvurabilir. Dava şartı olmasına rağmen arabulucuya gidilmeden dava açılırsa, HUAK m. 18/A(2) uyarınca herhangi bir işlem yapılmaksızın dava, dava şartı yokluğundan usulden reddedilir. Son tutanak dilekçeye eklenmemişse mahkeme bir haftalık kesin süre verir; uyulmazsa dilekçe karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın dava usulden reddedilir.
| Alacağın niteliği | Arabuluculuk dava şartı mı? | Dayanak | İstisna / not |
|---|---|---|---|
| Ticari alacak | Evet | TTK m. 5/A | “İtirazın iptali” ibaresi 7445 s. K. ile eklendi; 1/9/2023’te yürürlüğe girdi |
| İşçilik alacağı | Evet | 7036 s. K. m. 3/1, ikinci cümle | İş kazası ve meslek hastalığı davalarında uygulanmaz (m. 3/3) |
| Tüketici işleminden doğan alacak | Evet | TKHK m. 73/A | Hakem heyetinin görev alanı ve hakem heyeti kararlarına itirazlar hariç |
| Kira alacağı | Evet | HUAK m. 18/B | İlamsız icra yoluyla tahliye hükümleri hariç |
| Adi (genel) alacak | Hayır | Özel hüküm yok | İhtiyari arabuluculuk mümkündür |
İtirazın İptali Davasının Şartları ve Dava Dilekçesi
İnternette dolaşan hazır dilekçe örnekleri somut takip dosyasının özelliklerini taşımaz. Aşağıda şablon yerine, itirazın iptali davası dilekçesinin taşıması gereken unsurlar vardır.
Ön koşullar
Davanın dinlenebilmesi için üç şey aranır: geçerli biçimde başlatılmış bir ilamsız takip, borçlunun süresinde yaptığı ve takibi durduran bir itiraz, itirazın alacaklıya tebliği. Ortada takip ve itiraz yoksa açılacak dava, genel hükümlere göre alacak davasıdır.
Dilekçede bulunması gerekenler (HMK m. 119)
- Mahkemenin adı, tarafların kimlik ve adres bilgileri, varsa vekilin bilgileri
- Takip dosyasının bilgisi: icra dairesi, dosya numarası, takip tarihi ve itirazın tebliğ tarihi
- Dava konusunun değeri, yani harca esas değer
- Alacağın dayanağı olan vakıaların sıra numarası altında açık özetleri
- Her vakıanın hangi delille ispat edileceği ve dayanılan hukuki sebepler
- Açık talep sonucu: itirazın iptali ve takibin devamı
- Talep edilecekse icra inkâr tazminatı — kanun bunu karşı tarafın talebine bağladığından, istenmedikçe hükmedilemez
- Dava şartı arabuluculuğa tabi alacaklarda anlaşamama son tutanağının aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış örneği
Harca esas değer ve talep miktarı
Dava değeri, takip konusu alacakla bağlantılıdır. İİK m. 67’ye 6352 sayılı Kanun m. 11 ile eklenen fıkra; icra inkâr tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde takip talebi veya davadaki talebin esas alınacağını belirtir. Talep sonucu bu nedenle dikkatle kurulmalıdır.
Kısmi dava, belirsiz alacak ve ıslah
Belirsiz alacak davasını düzenleyen HMK m. 107, 7589 sayılı Kanunla yürürlükten kaldırılmıştır (Resmî Gazete: 31.07.2026). Geçici m. 1 uyarınca mülga madde yalnızca bu tarihten önce açılmış davalara uygulanır. Bugün talep, kısmi davada artırım (HMK m. 109) veya ıslahla genişletilebilir; alacağın likit olup olmadığı somut olaya göre değerlendirilir.
İcra İnkâr Tazminatı ve Kötü Niyet Tazminatı (İİK m. 67/2)
İcra inkâr tazminatı, haksız itirazla takibi durduran borçlunun karşılaşabileceği bir yaptırımdır. Kendiliğinden işleyen bir sonuç değildir; koşulları kanunda gösterilmiştir.
Koşulları
İİK m. 67/2’ye göre tazminata hükmedilebilmesi için itirazın haksızlığına karar verilmesi ve karşı tarafın talebi gerekir. Uygulamada ayrıca alacağın likit, yani belirli veya belirlenebilir olması aranır; miktar ancak yargılama ve bilirkişi incelemesiyle ortaya çıkıyorsa bu koşul gerçekleşmiş sayılmaz.
Tazminatın ölçüsü
Kanun, mahkemenin “iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere” uygun bir tazminata hükmedeceğini söyler. Yüzde yirmi bir alt sınırdır; koşullar gerçekleşip talep de edilmişse tazminata hükmedilir, miktarın takdiri mahkemeye aittir. Bu oran başlangıçta yüzde kırk iken 6352 sayılı Kanun m. 11 ile yüzde yirmiye indirilmiştir.
Ters yön: alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatı
Aynı fıkra iki yönlü işler: takibinde haksız ve kötü niyetli görülen alacaklı da, diğer tarafın talebi üzerine aynı ölçüde tazminatla sorumlu tutulabilir. Dava bu yönüyle her iki taraf için de risk taşır.
İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise
İİK m. 67/3 özel bir koruma getirir: itiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise borçlu hakkında tazminata hükmedilmesi kötü niyetin sübutuna, yani kötü niyetin ispatlanmasına bağlıdır. İtirazın salt haksız çıkması bu kişiler bakımından yeterli değildir.
İtirazın İptali Davası ile İtirazın Kaldırılması ve Menfi Tespit Arasındaki Fark
Bu üç yol sık karıştırılır. Ortak noktaları itiraz edilmiş bir takibin kaderini belirlemeleridir; ayrıldıkları nokta kimin başvurduğu, hangi mercie gidildiği ve incelemenin ne kadar derin olduğudur.
İtirazın kaldırılması (İİK m. 68)
Takip; imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen bir borç ikrarını içeren senede yahut resmî dairelerin ya da yetkili makamların usulüne göre verdiği makbuz veya belgeye dayanıyorsa, alacaklı itirazın tebliğinden itibaren altı ay içinde icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebilir. Kanun ağır bir sonuç bağlar: bu süre içinde istenmezse yeniden ilamsız takip yapılamaz. İnceleme belgelerle sınırlıdır ve karar kesin hüküm etkisi doğurmaz. Maddenin son fıkrası uyarınca, talebin esasa ilişkin nedenlerle kabulü hâlinde borçlu, aynı nedenlerle reddi hâlinde alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir.
Menfi tespit davası (İİK m. 72) ile ilişkisi
Menfi tespit davasını borçlu açar ve borçlu bulunmadığının tespitini ister. Takipten önce açılan davada mahkeme, alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında takibin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. Takipten sonra açılan davada ise ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemez; borçlu ancak teminat göstererek icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir. İki dava aynı alacak için birlikte yürüyorsa derdestlik veya birleştirme değerlendirilir.
| Ölçüt | İtirazın iptali | İtirazın kaldırılması | Menfi tespit |
|---|---|---|---|
| Dayanak | İİK m. 67 | İİK m. 68 | İİK m. 72 |
| Başvuran taraf | Alacaklı | Alacaklı | Borçlu |
| Merci | Genel mahkemeler | İcra mahkemesi | Genel mahkemeler |
| Süre | İtirazın tebliğinden itibaren 1 yıl | İtirazın tebliğinden itibaren 6 ay | Takipten önce veya takip sırasında |
| Belge şartı | Yok — her delille ispat | Var — m. 68/1’de sayılan belgeler | Yok |
| İnceleme kapsamı | Geniş: tanık, bilirkişi, her tür delil | Dar: belge üzerinden | Geniş |
| Kesin hüküm etkisi | Var | Yok | Var |
| Arabuluculuk dava şartı | Alacağın türüne göre olabilir | Hayır — dava değil, icra mahkemesinden talep | Alacağın türüne göre olabilir |
| Tazminat | İcra inkâr / kötü niyet tazminatı (m. 67/2) | Tazminat (m. 68 son fıkra) | Kötü niyet tazminatı (m. 72/5) |
İtirazın İptali Davası Sonuçlanınca Takibe Nasıl Devam Edilir?
Davanın sonucu, duran icra dosyasının kaderini doğrudan belirler. Kabul ve ret ihtimalleri, takip dosyası bakımından birbirinin tam tersi sonuç doğurur.
Dava kabul edilirse
Mahkeme itirazın iptaline ve takibin devamına karar verir; alacaklı kararı icra dosyasına sunarak takibi kaldığı yerden sürdürür. Süreç kabaca şöyle işler:
- Ödeme emrine itiraz — takip durur (İİK m. 66)
- İtirazın alacaklıya tebliği — bir yıllık süre bu tarihte başlar
- Varsa arabuluculuk başvurusu — ticari uyuşmazlıklarda arabulucu için altı hafta, zorunlu hâlde iki hafta ek süre; bu aşamada hak düşürücü süre işlemez
- Dava açılması — itirazın tebliğinden itibaren bir yıl içinde, görevli ve yetkili mahkemede
- Yargılama ve karar — itirazın iptali ve takibin devamı; talep varsa tazminat
- İcra dosyasına devam talebi — kararın dosyaya sunulması
- Haciz talebi — İİK m. 78 uyarınca haciz isteme hakkı ödeme emrinin tebliğinden itibaren bir yılda düşer; ancak itiraz veya dava hâlinde bunların doğduğu andan hükmün kesinleşmesine kadar geçen zaman bu süreye katılmaz
Dava reddedilirse
Talep reddedilirse itiraz yerinde kalır ve takip düşer. Alacaklının takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu sonucuna varılırsa, borçlunun talebi üzerine alacaklı aleyhine tazminata hükmedilebilir (İİK m. 67/2).
Kararın icrası kesinleşmeyi gerektirir mi?
Para alacağına ilişkin kararlarda kural, icra için kesinleşmenin aranmamasıdır. İİK m. 36, ilâma karşı istinaf veya temyiz yoluna başvuran borçlunun icranın geri bırakılmasını (tehiri icra) isteyebilmesini düzenler: hükmolunan parayı resmî bir mercie depo ettiğini ispat eder ya da maddede sayılan teminatlardan birini gösterirse, icra mahkemesinden karar alınmak üzere kendisine uygun bir süre verilir. Bu hükmün itirazın iptali kararı bakımından uygulanışı öğretide tartışılmaktadır.
Kanun yolları
Karara karşı istinaf, koşulları varsa temyiz yolu açıktır. HMK m. 341/2 uyarınca miktar veya değeri kanundaki parasal sınırı geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir; alacağın bir kısmı dava edilmişse sınır alacağın tamamına göre belirlenir (m. 341/3). HMK ek m. 1 gereği bu sınırlar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere yeniden değerleme oranında artırılır; 7550 sayılı Kanun’la (4/6/2025) değişik ek m. 1/2 uyarınca davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır. Bu nedenle burada sabit bir rakam verilmemiştir; güncel sınır dava tarihine göre kontrol edilmelidir.
Dava ne kadar sürer?
Bu soruya süre taahhüdü içeren bir cevap verilemez. Yargılamanın uzunluğu mahkemenin iş yüküne, delil durumuna, bilirkişi incelemesi yapılıp yapılmadığına ve kanun yoluna başvurulup başvurulmadığına göre değişir. Arabuluculuk aşaması da toplam süreye eklenir.
Sıkça Sorulan Sorular
İtirazın iptali davası ne kadar sürede açılır?
İtirazın iptali davası, borçlunun itirazının alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıl içinde açılır (İİK m. 67/1). Bu süre hak düşürücü nitelikte olduğundan mahkemece kendiliğinden gözetilir; kesilmez ve uzatılmaz. Süre takip tarihinden değil, itirazın tebliğ tarihinden başlar.
İtirazın iptali davası hangi mahkemede açılır?
İtirazın iptali davası icra mahkemesinde değil, genel mahkemelerde açılır; görevli mahkeme alacağın türüne göre asliye hukuk, asliye ticaret, sulh hukuk, tüketici veya iş mahkemesidir. Yetkide genel kural davalının yerleşim yeri mahkemesidir (HMK m. 6); sözleşmeden doğan alacaklarda ifa yeri mahkemesi de yetkilidir (HMK m. 10).
İtirazın iptali davasında arabuluculuk zorunlu mu?
Arabuluculuk her itirazın iptali davasında değil, alacağın niteliğine göre zorunludur: ticari alacaklarda TTK m. 5/A, işçilik alacaklarında 7036 s. K. m. 3/1, tüketici uyuşmazlıklarında TKHK m. 73/A ve kira uyuşmazlıklarında HUAK m. 18/B uyarınca dava şartıdır. İş kazası ve meslek hastalığından doğan davalar bu şartın dışında tutulmuştur.
İtirazın iptali davası ne kadar sürer?
İtirazın iptali davasının ne kadar süreceği önceden öngörülemez. Mahkemenin iş yükü, delillerin toplanması, bilirkişi incelemesi ve istinaf aşaması süreyi doğrudan etkiler; arabuluculuk aşaması da toplam süreye eklenir.
İtirazın iptali davası kısmi dava olarak açılabilir mi?
Belirsiz alacak davası olarak açılması artık mümkün değildir: HMK m. 107, 7589 sayılı Kanunla 31.07.2026’da yürürlükten kaldırılmış olup yalnızca bu tarihten önce açılmış davalara uygulanır. Kısmi dava bakımından değerlendirme somut olaya göre yapılır; talep, artırım veya ıslahla genişletilebilir.
İtirazın iptali davası sonucu icra takibine nasıl devam edilir?
Dava kabul edilirse mahkeme itirazın iptaline ve takibin devamına karar verir; alacaklı bu kararı icra dosyasına sunarak takibi kaldığı yerden sürdürür ve haciz talebinde bulunabilir. İİK m. 78 uyarınca haciz isteme süresi hesaplanırken itiraz ve dava nedeniyle geçen zaman dikkate alınmaz.
İtirazın iptali davası süresinde açılmazsa ne olur?
Bir yıllık süre kaçırılırsa itirazın iptali davası açılamaz, ancak alacak hakkı sona ermez: İİK m. 67 uyarınca alacaklının genel hükümlere göre alacağını dava etme hakkı saklıdır. Bu durumda duran takip devam etmez ve bu yolda icra inkâr tazminatı istenemez; tahsil için yeni bir takip gerekir.
Hukuki Uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık niteliği taşımaz. Her somut olay kendi koşulları içinde değerlendirilmelidir. Güncel ve size özel hukuki değerlendirme için bir avukata danışmanız önerilir.
İtirazın iptali davası; süresi, görevli mahkemesi ve arabuluculuk şartı bakımından dosyaya özgü değerlendirme gerektirir. Konuyla ilgili sorularınız için Atalar Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.
